23 Eylül 2017 Cumartesi, 11:57
Kenan Tez
Kenan Tez kenantez@burdanoku.com Tüm Yazılar

Osmanlı’da Kadın Askerler

 

Birinci Dünya Savaşı’nda çok sayıda cepheye birden kuvvet sevk etmemiz ülkemizi hem insan kaynağı yönünden hem de ekonomik açıdan büyük kayıplara uğrattı. Devlet de eksilen iş gücünü telafi edebilmek için kadınlardan istifadeye önem verdi ve çalıştırılmalarını teşvik etti. Birinci ordu komutanlığı bünyesinde oluşturulan Birinci Kadın İşçi Taburu bu yaklaşımın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Kadın İşçi Taburu ile ilgili kuruluş hazırlıklarına 1916 yılı Ekim’inden itibaren başlanıldı. Tabur kumandanlığına Kıdemli Yüzbaşı Cavid Hilmi Bey getirildi. Üsküdar Sultantepesi’ndeki Edib Bey Köşkü adıyla bilinen bina tabur karargâhı yapıldı.

Kadın İşçi Taburu’na alınacak personelin temin ve tespiti için Kadınları Çalıştırma Cemiyet-i İslâmiyesi ile işbirliği yapıldı. Aranan şartlar şunlardı;

  • Yaşı asgarî 18, azamî 40 olmak
  • Kucakta taşınır çocukları olmamak.
  • Adayların namuslu, ahlâklı ve iffet sahibi olduklarını gösteren mahalle muhtarı ve polis mevkiinden tasdikli ilmühaber getirmeleri.
  • Aşılı olmak. Aşı belgesi beraberlerinde bulunacaktır.
  • Herhangi bir bulaşıcı hastalığı veya müzmin bir rahatsızlığı bulunmamak. Sıhhî durumlarını tespit için I. Ordu tarafından taburda teşekkül ettirilecek olan heyet-i sıhhiyece muayene edileceklerdir.
  • İşçiler için işçilik görevini yapabilecek derecede güçlü ve kuvvetli olmak. Memure, kâtibe ve hastabakıcılar için okur-yazar olup işlerinin gerektirdiği vasıfları haiz olmak.

 

Kadın İşçi Taburu’nu cazip kılabilmek için verilen ilânlarda taşradan müracaat edenlere kolaylık gösterileceği, kadın işçilerin de vapur, tramvay, vs. nakliye vasıtalarından tıpkı askerler gibi yarı ücret ödeyerek faydalanabilecekleri; asker gibi iaşe edilecekleri ve giyimlerinin devlet tarafından karşılanacağı; ücretlerinin dolgun olacağı hatta yaptıkları işe göre ikramiye dahi alabilecekleri veya nişanla taltif edebilecekleri; hizmet sürelerinin kadınların isteklerine bırakılacağı; gerek izine gidenlerin gerekse herhangi bir sebepten dolayı memleketlerine iadesi icab edenlerin hükümet tarafından güvenle memleketlerine ulaştırılacağı ifade edildiği gibi başvuru merkezlerinde de teferruatlı bir şekilde adaylara anlatıldı.

 

KADINLARA ÖZEL KORUMA

 

Kadın askerlere, sivil veya asker erkeklerden gelecek saldırı, sarkıntılık, tecavüz gibi suçların Divan-i Harp’te yargılanacağı belirtilen belgelerde ise “İşçi kadınlara tabur dışından taarruz (saldırı) veya tasallut (sarkıntılık) olması durumunda, bu ağır suçun failleri taburun haysiyet divanına değil, doğrudan doğruya taburun bağlı bulunduğu Birinci Ordu’nun Divan-ı Harbi’ne verilecektir” deniliyor.

YOĞUN TALEPLE KARŞILAŞTILAR

 

Adayların ön kayıtları İstanbul başta olmak üzere Kadınları Çalıştırma Cemiyet-i İslâmiyesi’nin şubesinin bulunduğu yerlerde bu cemiyetçe, diğer vilâyetlerde ise mahallî meclis-i idarelerce yapılmıştır. Bu çabalar neticesinde Amale Taburu’na beklenilenden fazla ilgi gösterildiği görüldü. Öyle ki, 23 Ağustos tarihine kadar 149 kadının kaydı yapıldı. Kayıtlar tamamlandığında bu sayı 30’u nakliye işlerinde 270’i de diğer işlerde çalıştırılmak üzere toplam 300’ü buldu.Bunların çoğunluğu yol ve siper inşaasıylaziraatde, istihdam edileceklerdi.Kasım ayından itibaren amele kadınlar bölük bünyesine alınmaya başlanıldılar. Kadınlar taburun binası hazırlanana kadar Üsküdar Konaklar Müfettiş-i Umumiliğince misafir edildiler. İşçi Taburu’ndaki kadınlara silâh ve cephane verilmediği gibi askerî bir eğitime de tâbi tutulmamışlardır. Bunlardan beklenen sadece iş gücüne katkıda bulunmaları olmuştur.

MAZBUT SUBAYLAR YÖNETTİ

 

Kadınlara verilen maaş 150 kuruş ile 600 kuruş arasında değişiyordu. Enver Paşa’nın da Kadın İşçi Taburu Talimatnâmesi’nin şekillenmesinde etkileri oldu. Başlangıçta I. Ordu Kumandanı kadınların çocuklarını beraberlerinde getirmemeleri şartını getirirken Enver Paşa kucakta taşımaya mecbur olunmayacak yaşta olan çocukların getirilmesinde bir sakınca görmedi. Esad Paşa kadınların şalvar ve ceket giymelerini isteyen bir talimatname hazırlamasına rağmen Enver Paşa şalvar ve cekete ilâveten yeldirme tarzında uzunca bir elbise giymelerini de münasip gördü. İşçi Taburu’nda istihdam edilen kadın işçilerin idare ve komutası için, evli ve iyi hali ile tanınan “mazbut” subayların seçilmesine büyük özen gösterilmişti. Kadın işçilerle aynı üniformayı giymekte olan katibe ve memureleri işçilerden ayırt edebilmek için üniformalarının yakalarına takılan yaldızlı veya kırmızı renkli yıldız şeklinde rütbeler kullanılmaktaydı. Kadın işçilerden seçilen onbaşı, çavuş ve başçavuş rütbesindeki kadınlar da kırmızı çuha ve sırma kullanmaksızın, yakalarına sırasıyla bir, iki ve üç sarı yıldız takacaklardı.

 

KISA SÜREDE LAĞVEDİLDİ

Kadın İşçi Taburu hiçbir zaman doğru dürüst üretime bile geçmeyi başaramadı. Taburun kurulduğu ilk günlerde tarımsal üretim için çalışmalara başlandı, ama iki günlük bir çalışma sonrasında çoğunluğu İstanbullu olan kadın işçilerin bu işe hiç de yatkın olmadığı görüldü. Dahası, henüz kontratlar imzalanmamış olduğu için, kadın işçilerden bir bölümü bu ağır işlerden çabuk yılarak taburdan ayrılmak istediler. Ayrıca, daha sonra girişilen yol inşaatı da başarısızlıkla sonuçlandı. El arabalarıyla taş, toprak, kum taşıtılan, toprak düzleştirilmesi ve hendek açılması gibi ağır işlere koşulan kadın işçiler pek az iş yapabilmekteydi. Eldeki kaynaklardan, bastıran kış koşullarında kadın işçilerin araziye çıkarılmasına ara verildiği ve işçilerin iplik eğirmek ve dikiş dikmek gibi daha hafif işlerde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Ancak, eldeki bilgilerden taburda genelde ne üretildiği bile tam olarak anlaşılamamakta.

Enver Paşa 2 Kasım 1918 günü İstanbul’dan “gitmek zorunda” kalınca, onun kurdurmuş olduğu Kadın İşçi Taburu da bir ay içinde, 1 Ocak 1919 günü, lağvedilerek tarihe karıştı.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: