22 Eylül 2017 Cuma, 11:50
Elif Terziköy
Elif Terziköy elifterzikoy@hotmail.com Tüm Yazılar

Aşk ve delilik!

Aşk; Habil ile Kabil’den beri var olan, kardeşi kardeşe düşürecek kadar güçlü ve karşısındaki
kişiye tutku, yakınlık ve bağlılık duyguları içeren coşkun bir haz halidir. Freud’a göre ise aşk; cinsel
dürtülerin yüceltilmesi ve tek kişiye yöneltilmesidir.
Aşık olduğumuzda vücudumuzdaki adrenalin, noradrenalin ve dopamin miktarı şizofreni ve
manidekine benzer şekilde artış gösterir. Bu da aşkın deliliğe benzer yanını ortaya koyar. Kişi aşık
olduğunda durmadan aşık olduğu kişiyi düşünür ve tüm vaktini onunla geçirmek ister. Onun yanında
geçirmediği vakitlerde “hülyalı” olarak tabir ettiğimiz durum oluşur ki bu da dalgınlık ve “orada
bulunmama” hali ile karakterizedir. Kişi aşık olduğunda uyku miktarı azalır ve konuşma miktarı ile cinsel
performansında belirgin bir artış oluşur. Vuslat dediğimiz kavuşma durumu gerçekleştikten 6 ay sonra
kişinin bu coşkun halinde azalma başlar ardından araştırmalara göre 3 yıl içinde aşk kendini sevgi, saygı
gibi değerli ve süreğen fakat coşkun olmayan duygulara bırakır. Halk arasında karasevda olarak bilinen
durumda ise kişi aşkına karşılık bulamadığı halde aynı coşkun halleri yıllarca içinde yaşatabilir. Vuslat ile
son bulması gereken bu geçici hal, vuslat olmadan yıllarca devam ettiğinde ortaya ya harika sanat
eserleri çıkar ya da gün günden eriyen ve ruh sağlığını kaybeden bir aşık ortaya çıkar.
Psikoz kliniklerine bakıldığında, şizofreni başlangıcına genelde ya bir ölüm ve travmanın
temellendiğini ya da hastalığın başlangıcında karşılıksız bir aşkın varlığını görürüz. Bu demek değildir ki
her karşılıksız aşık eninde sonunda delirecek. Araştırmalar şizofreniye yatkınlığı olan kişilerin zorlayıcı bir
deneyimin ardından gelişen şizofrenide deneyimin yalnızca tetikleyici olduğuna dikkat çekmektedirler.
Bu bağlamda aşıklık halinin, şizofreniye yatkınlığı olan bir birey için zorlayıcı bir deneyim olduğu
yorumunu yapabiliriz.
Aşk; psikolojik açıdan yalnızca şizofreniye değil; sürekli sevilen kişiyi düşünme hali açısından
obsesyonlara, kıskançlık ve evhamda artış nedeniyle paranoyaya, aşırı heyecan nedeniyle kaygıya ve
sürekli pozitif düşünme, cinsel istekte ve konuşmada artış ve uykuda azalma nedeniyle maniye
benzemektedir. Ayrıca aşk duygusu salgılattığı hormanlar nedeni ile kokain gibi psikostimulanlara da çok
benzemektedir. Karşılıksız aşk durumunda ise seratonin ve dopamin eksikliği nedeni ile kişi depresyona
girebilir ya da depresif bir görünüm sergileyebilir.
Aşk ile ruh sağlığı problemleri arasındaki en önemli ayrım kişi sevdiği kişiye kavuştuğu ya da
kavuşamayacağını anladığı durumda normal hale dönerken ruh sağlığı sorunlarında kişinin şikayetleri
belirli bir süre kriterini içerir ve iyileşme süreci dış olaylardan daha az etkilenir. Leyla ile Mecnun
hikayesinde Leyla’nın çöle gidip Mecnun’a vardığında Mecnun’un “sen benim Leyla’m değilsin” demesi
ilahi aşka örnek olarak gösterilse de, sevgilisinden ayrıldıktan sonra majör depresyon geçiren biri için
“dönsen de artık çok geç, ben mutsuzluğa gömüldüm” açıklaması kişinin vuslattan ziyade teröpatik
müdahaleye ihtiyaç duyduğunun göstergesidir.
Evlilikten belirli bir süre sonra aşkın bitmesi üzerine pek çok yazı var. Peki ya aşk bitemezse?
Kişi, deliliğe benzer ve bir türlü bitemeyen coşkun hal ile başa çıkabildiğinde aşık olduğu kişi için dağları
delebilir ya da harika sanat eserleri ortaya çıkarabilir. Gabriel Garcia Marquez’in “Kolera Günlerinde Aşk”
adlı romanında gençlik yıllarında aşık olduğu ve aşkına karşılık bulamadığı bir kadını bir ömür bekleyen
bir adamın hikayesi anlatılır. Romanda aşık, sevgilisine kavuşamadığı için birçok sevgilinin mektuplarını
yazarak aşıkların birbirine kavuşmasına vesile olmuştur.
Sahibine acı verse de, bitmeyen aşklar belki de dünyanın dönmesi ve evren için gereklidir. Aşk
aşığı bir bülbül gibi şakıtarak belki de dünyanın sıkıcı, boğucu havasını maşuğun sesi ile değiştiriyordur.
Belki de aşık, maşuğundan bulamadığı karşılığı tüm dünyadan alıyordur. Kültürümüzde karşılıksız aşk
ilahi aşka dönüşürken maşuk öyle bir büyüyordur ki aşığın içinde maşuk Allah oluyordur.
Hepinize vuslatla son bulan aşklar dilerim…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: